Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 
About Me Member Art Student ceyhun aksan24/Male/Turkey Recent Activity Deviant for 4 Years
Needs Premium Membership
Statistics 34 Deviations
6,699 Comments
72,817 Pageviews

enerji -alintidir

Wed Nov 18, 2009, 1:16 AM
Lisede, kimya dersinde öğrenmiştik. Ben de çok ayrıntılı ve derinlemesine bilmiyorum. Aklımın erdiği (hatta ermediği) ve erkek kardeşimin söylediği bir tek sayının beni hayretlere düşürmesi nedeniyle öğrendiğim kadarı şöyle: Madde, birbirini sıkıca tutan moleküllerden oluşuyor. Isı arttıkça, her madde için farklı eşiklerde moleküller arasındaki bağ gevşiyor, sıvı oluyor, daha da azalınca gaz ortaya çıkıyor. Moleküller ise, birbirine tutunmuş atomlardan. Atomlara gelince, onlar aynen birer güneş sistemi gibi.

Ortalarında artı yüklü protonlar ve yüksüz nötronlardan oluşan birer çekirdek var, onun etrafında ise eksi yüklü elektronlar kendi yörüngelerinde dönü;p duruyorlar. Yani her atom aslında bir miktarcık “katı” parçacıktan oluşuyor ve epeyce de boşluktan. (Ki çekirdeği incelediğimizde, benzer şeyin onu oluşturan parçacıklar için de geçerli olduğunu görüyoruz.) Dikkat! Tüm bu karmaşık yapı, milimetrenin milyonda biri (1/1.000.000) kadar çapta bir hacmin içinde yer alıyor. Peki atomun en hatırı sayılır asset’i (aktif varlığı;) olan çekirdek, atomun hacmi içinde ne kadar yer kaplıyor? Çekirdeğin yarı çapı, atomun yarı çapının on binde biri (1/10.000) kadar. Bu hesaba göre çekirdeğin hacmi, atomun hacminin on milyarda biri. (1/10.000.000. 000) Geri kalan kısım boşluk. Peki o halde madde nasıl oluşuyor? Çünkü hacim olarak yalnızca on milyarda bir yer kaplayan çekirdeğin kütlesi, atomun kütlesinin % 99,95’idir.

Her çekirdek, o atomun bir nevi kara deliğidir. Yani madde aslında yok. Yani, tuttuğumuz, okşadığımız, kırdığımız her şey ve kendimiz, aslında büyük ölçüde, ya da hatta belki de tamamen boşluk. Onu bizim için somut hale getiren mucize ise yoğunlaşan enerji. Yalnızca ve yalnızca bu enerji alanları, mikroskobik ötesi derinliklere indikçe karşımıza çıkı;p bizi şaşkına döndüren daha da küçük parçacıkları ve daha da büyük boşluklar toplamını bizim için anlamlı olan, tanıdık maddenin kılığına sokuyor. Bu aslında kulaktan dolma bildiğimiz bir gerçek.

Bir kez daha duymak bizi şaşırtmıyor. Bunun ne dehşetli bir esrar olduğunu ancak üstünde kafa yorunca anlıyoruz: Hepimiz aslında saf enerjiyiz. İşte bu sebeple dışarıdan olumsuz enerji alınca dengemiz bozuluyor, tufan gecelerinin okyanusları gibi çırpınıyoruz. İşte bu sebeple olumlu enerji aldığımızda, bize bir güzel söz söylendiğinde, şefkatle saçımıza dokunulduğunda ruhumuz duruluyor. İşte bu sebeple bitkiler, Mozart’ın su akışlı konçertolarını dinlerken daha hızlı serpiliyorlar da Wagner’in öfkeli bir senfonisi çalınınca güdük kalıyorlar. Enerjiyi, yalnızca dokunarak (iterek, vurarak, çekerek, ö;perek vs) iletmiyoruz. Bütün evren aslında saf enerji olduğundan her şey iletken malzeme görevi görüyor. Sese yüklenince, titreştirdiği hava moleküllerinin çarpması sayesinde kulak zarımızca yakalanı;p elektrik sinyalleri olarak beynimize kodlanan, ekrana yazılınca ışık molekülleri ile gözümüzün arkasındaki sarı noktaya transfer edilip yine elektrik sinyalleri olarak beynimizde izdüşümü alınan kelimeler en belli başlı iletken araç. Bir tek kelime ile, bir tek kelime ile, bir tek kelime ile bir insanın dengesini alt üst etme gücü var bizde. Bir tek kelime ile, bir tek kelime ile, bir tek kelime ile bir insanın gününü aydınlatmak ya da karartmak elimizde. Bu kudrete karşılık biz de dokunulmaz değiliz. Yolladığımız kelimenin ekosu bize de mutlaka geri geliyor. Bir kısır döngü (ya da olumlu döngü;) başlıyor. Üstelik bazen o kelimeye bizim yüklediğimiz anlam değil de, o kelimeyi yolladığımız insanın ona yüklediği anlam da yaratabiliyor tüm bu karmaşayı. (Ya da aşk, güven, dostluk gibi güzellikleri. )

Kelimelerimizi çok dikkatli seçmemiz gerekiyor. Özellikle karşımızdakini bilerek ya da bilmeyerek incittiğimizi fark ettiğimizde ve incindiğimiz, karşımızdakini de kendimiz kadar üzgün görmek istediğimiz anlarda. Hayatı daha güzel, daha az stresli bir hale sokmak çok da büyük bir çaba gerektirmiyor gerçekte. Geç kalmadan ağızdan çıkan basit bir “özür dilerim” ya da kırıldığımız zaman karşıdakini öldürmeyi değil de kazanmayı hedefleyen ve karşı tarafın işi inada bindirmesinin önüne geçen yalın bir “bu hareketinle beni ne kadar kırdığının farkında mısın” uyarısı dünyayı çok daha yaşanılır bir yer haline sokar.

Gelgelelim BEN söz konusu olduğunda pek doğal bir hak olarak görünen kelimeler kaynağın biz olmamız gerektiği durumlarda kuruyor.

Devious Info

  • Interests: drawing,music and books
  • Operating System: Mac Os X Leopard
  • MP3 player of choice: iPod Shuffle
http://www.ceyhunaksan.com

deviantART Community Board

[x]

Comments


:iconi-oana:
[link] :heart:

--
Livin' on the edge.
:iconpyro-tom:
Thanks for taking the time to watch our film and thank you for your fave :).

--
No I don't like Alistair Darling but I bloody love his eyebrows.
:icononursenturk:
tenks ceyun

--
g a l l e r y :[link]
p h o t o s :[link]
b l o g :[link]
v i d e o s :[link]
:iconnaagromfrancobvitch:
Thank you! : )

--
...Throw my bones... to the pigs...

Site Map